28 Ocak 2013 Pazartesi

Your Blinded Hand


Suppose that
everything that greens and grows
should blacken in one moment, flower and branch.
I think that I would find your blinded hand.
Suppose that your cry and mine were lost among numberless cries
in a city of fire when the earth is afire,
I must still believe that somehow I would find your blinded hand.
Through flames everywhere
consuming earth and air
I must believe that somehow, if only one moment were offered,
I would
find your hand.
I know as, of course, you know
the immeasurable wilderness that would exist
in the moment of fire.
But I would hear your cry and you'd hear mine and each of us
would find
the other's hand.
We know
that it might not be so.
But for this quiet moment, if only for this
moment,
and against all reason,
let us believe, and believe in our hearts,
that somehow it would be so.
I'd hear your cry, you mine--
And each of us would find a blinded hand.

Tennessee Williams

26 Temmuz 2011 Salı

Yola cikarken... Hayat kurtaran detaylar!



สวัสดีค่ะ!!! :) (Tayca merhaba)

Yarin aksamustu, 3 hafta surecek minik Asya turuna baslamadan once bir kac gundur yaptigim hazirliklari sizlerle paylasmak istiyorum. Zaten yol'un kendinden bile daha guzel olmaz mi yeri geldiginde, heyecanla yapilan hazirliklar? :)


Erkek olmak kolay is azizim... Bizim durumumuz ozellikle ucaklarda kabinde tasinacak sirt cantasi ile yapilan yolculuklarda oldukca zorlu... Sivi kisitlamalarindan dolayi, bizim icin hayati onem tasiyan bazi parcalar evde kalip arkamizdan el sallamak zorunda! Aman tatilde de kremlerinizi ya da sac kopugunuzu kullanmayiverin demeyi bile aklinizdan bile gecirmeyin :) Ama bu sorunu da sephorada satilan minik krem siseleri ile cozdum. Aklinizda bulunsun, Sephora da seyahatte hayat kurtaracak urunler var, ve uzun ucuslar, kisitli zamanlar oncesi bir goz gezdirmekte yarar var... Bu minik tupler simdilik yuz temizleme jelim, ve goz makyaji silici losyonumla doldu! Ahhh keske sac kopugumu de bunlara bir sekilde aktarabilsem :(

Nerelerde ne sartlarda dolanacagimiz belli olmaz, saglikli kalmak icin hijyeni elden birakmamak lazim! Bu arada ozellikle sirt cantasi ile yapilacak yolculuklar oncesi ya da outdoor aktiviteler asiklari icin Forum Istanbul'daki Decathlon magazasini siddetle tavsiye ederim. Bin bir turlu muhtesem urun, sirt cantasi, trekking cantasi. ozel ayakkabilar, ozel giyim esyalari ile dolu. Bu losyonlar da Decathlon'dan...

Bu geziye hazirlanirken okudugum kadariyla zaten Asya'da beter olan sinek durumu Kuzey Tayland'da Burma sinirina dogru ilerledikce iyicene tehlikeli ve sevimsiz bir hal aliyor, ozellikle de yagis mevsiminde(yani simdi!). Sitma tehlikesi onemsenmeyecek bir boyutta degil, hem de sitmayi gecin oranin sinekleri bizim buralardakine pek benzemiyor, biraktiklari yaralar kocaman oluyor, ve gunlerce gecmeyerek sizi kasinti krizlerine sokuyor... Ufacik bir onlemle sakinmak mumkun...

Sevgili ve zeki annemin dusuncesi... Minik tuvalet kagidi rulolari! Nerede, nasil tuvaletlerle karsilasilacagi belli olmaz ki...

Bu ayakkabilara daha onlari ilk gordugumde asik oldum. Hem trekking yaparken kullanilabiliyor, hem de suda kullanmak icin elverisli. Boylelikle kisitli ayakkabiyla cikilacak yolculuklarda (bu durumda bir ayakkabi:) ) ayakkabinin kuruma sorununu ortadan kaldiriyor(muson yagmurlarinin ne zaman bizi islatacagi ya da ne zaman bir filin ustunde nehre dalinacagi belli olmaz ki:) ) Ayrica hava alan dizayni ile yaz sicaklarinda oldukca rahat kullanimli, ve corapsiz giyilmesi beni bavulda yer tutacak baska bir kalem esyadan uzak tutuyor... Markasi The North Face, ayakkabi Boyner'den !

Decathlon'dan baska bir hayat kurtarici, pancho yagmurluk! Hem de o kadar genis ki buyuk sirt cantanizin ustunden bile gecirebiliyorsunuz... Diyorum ya oranin yagmurlari burada gorduklerimize benzemez, ayrica pasaport fotograf makinesi gibi onemli seyler tasirken sicak bir gunde yagmurda islanmak dusunuldugu kadar romantik ve eglenceli olmayabilir :) Bu yuzden, iyi ki buldum seni yagmurluk! Yagis mevsiminde gidilen Asya'da en buyuk tesellimsin, can yoldasimsin!

Tekrar soyluyorum, erkek olmak kolay.. Yazin sicaginda sac kurutma makinesine ne gerek var demeyin! Benim gibi 50 derecede bile 2 dakika islak sacla oturarak 2 gun karanlik odalarda gozu kapali yatmayi gerektirecek bir bas agrisi ceken bir insansaniz sac kurutma makinesi pasaporttan daha once cantadaki yerini alir. Bu sefer yaz olmasina guvenip kucuk olani yanima aliyorum yoksa bu benim sacimi aslaaaaa kurutmaz. Yanindakiler ise Asya nemiyle butunlesip oldugundan 348920578595983284239203 kat buyuk gozukecek saclarimi zapt etme arac gerecleri... Bakalim ne kadar ise yarayacaklar! :)

Ve en son... Sevgili kitaplarim... Akademik hayat sonuna kadar islemis ruhuma bir kere, benim gezilerim bile akademik oluyor :) Bu kadar kitabi sirf bu gezi icin toparladigimi sanmayin, ikisi disindaki digerleri koleksiyonumun nadide parcalari. Evet tabii ki bir gezi kitabi koleksiyonum var :) Ve bir geziye giderken sirf oranin rehberini okumayi sevmem, farkli kitaplarin farkli bolumleriyle rehberleri harmanlayip kendi yolumu bulmaya bayilirim :) O yuzden bu kitaplarin hepsi yaklasik 1 aydir satir satir okunmaktaydi... Lonely Planet'i pek sevmememe ragmen, yeni cikardigi renkli basimli Tayland kitabindan cok etkilendigimi inkar edemeyecegim.



23 Temmuz 2011 Cumartesi

27 Temmuz - 18 Agustos

Ayrintilar cok yakinda... Asya'da 3 hafta!


22 Temmuz 2011 Cuma

Pisagor'un Bardagi - Samos'tan Ne Alinir?


Gittigim yerlerde, baska hic bir yerde bulamayacagim, oraya ozgu, ve ilginc parcalar bulup almayi cok severim. Hem matematikci kisiligimin(?!?!?!?!??????) verdigi Pisagor sevgisi hem de bu ilginc parcalari edinme istegi Samos'ta cok guzel bir bicimde doyuma erdi: Pisagor bardagi... Ogrencilik hayatimiz boyunca hepimizin agzinda sakizdir ya, "akare arti bkare,esittir ckare, aman da aman ne isimize yarayacak..." Oyle degilmis iste, Pisagor amcanin cok ise yarar buluslari varmis ama, okulda bize yanlisini ogretiyorlarmis :) Gelelim olayin hikayesine...

Bildiginiz uzere Antik Yunan toplumunun sarap tuketimi meshurdur, zaten Samos tatli sarap yapimi ile unlu... Pisagor da Samoslu... Herhalde bazi acgozluler sarap icerken Pisagor'un hakkini yemis olacak, Pisagor bu duruma sinirlenip herkesin esit derecede sarap icmesini saglayacak bir yontem gelistirmis. Nasil mi? Ozel bir bardak tasarlayarak...

Bardagin dis gorunusunde herhangi bir anormallik ya da degisiklik yok, ancak icine baktiginiz zaman icinde bir cikinti ve ust seviyede bir cizgi goruyorsunuz. Eger bardagi cizgiye kadar doldurursaniz bir problem yok... Ancak, cizgiden yukariya ciktiginiz anda sadece fazla koydugunuz miktar degil de bardaktaki butun sivi disariya bosaliyor(sivinin basinciyla ilgili bir tur mekanizma var ama teknik ayrintilar beni bu noktada asiyor:) ). Tam bir caydirma yontemi yani :)

Asagida you tube'dan konuyla alakali kisacik bir video... Pisagor bardagim, simdiden en ozel koleksiyon parcalarim arasinda yer almakta :)



Samos'un 3 incisi: Kokkari,Manolates ve Pythagorion (2)

Merhabalar,

Bir onceki Samos yazida merkez Vathi'nin sonuk ve cansiz olduguna deginmistim. Peki neydi Samos'u bu kadar buyulu, bu kadar keyifli ve bu kadar sihirli yapan? Cevap, her zaman oldugu gibi, ayrintilarda gizli: Kokkari, Manolates ve Pythagorion...

Kokkari, merkez Vathi'ye yaklasik 10 km uzaklikta. Kokkari'ye ayak bastiginiz anda, gorunum Kusadasi'ndan ya da Turkiye'den aliskin oldugunuz herhangi bir Ege sahil sehri/kasabasi foruntusunden uzaklasiveriyor. Rengarenk tahta iskemleler ve masalar, beyaz evler, mavi panjurlar, arkadan gelen hafif yunan muzigi ezgileri size sonuna kadar bir Yunan adasinda oldugunuzu hissettiriyor.
Kokkari'de deniz kiyisindaki tavernalardan birine oturup buzzz gibi bir kadeh beyaz sarap esliginde ogle yemegi yemenizi siddetle tavsiye ederim. (Kisisel oneri: 2 senedir denedigim, ve her seferinde ayri bir hayranlikla masadan kalktigim Kariatida restaurant, Ahtopot izgarasi mutlaka ve mutlaka denenmeli.)

Manolates sirin mi sirin, muhtesem ege manzarali bir dag koyu. Aslinda biz denememis olsak da, koy kahvaltisi ile cok meshur(ozellikle recellerini pek ovuyorlar). Koyun icinde cok tatli, harika manzarali butik oteller var, kisisel firtinalardan kacip da bavulda 2-3 tshirt 5-6 kitap buraya siginmak akilda bulunmasi gereken seceneklerden :) Surayi gorun, burayi gezin diyebilecegim pek bir yeri yok ancak Manolates'i guzel kilan ozellik de bu zaten... Butun koy, her ev, her dukkan, her kose buyuk bir ustanin elinden cikmis mimari bir maket gibi. Gercek olamayacak kadar guzel, sirin, ve zevkli. Manolates'e gidip bu ayrintilarin tadini cikarmak, mavi Ege'ye karsi kiyidan bakip guzel bir kahve icmek, koyun icindeki sirin lokantalardan birine oturup bu guzellikleri icine cekerek zevkli bir yemek yemek gerek...

Pythagorion adanin tarihi kismini olusturuyor. Ancak itiraf etmek gerekirse, biz bu tarihi kismi cok kesfedemedik. Bir dahaki sefere :) Pythagorion da Kokkari gibi, tavernalari ve gece hayatiyla one cikiyor. Ozellikle taslarin ustune atilmis masalariyla, ayagina gelen deniz suyu ve burnuna gelen deniz kokusuyla balik yemek ve gun batiminin pembelestirdigi ufugu izlemek muh-te-sem. Pythagorion'un bu yanindan ote, sahilleri de adanin obur sahillerine gore cok guzel. Soyle ki, Samos'ta gordugum her plaj (ki araba kiralayip butun bir gun boyunca koy koy gezdigimiz icin tahmin ediyorum ki belli basli plajlarin hepsini gordum) taslik ve kayalik, ancak Pythagorion kumsali, yumusacik kumlar ve turkuaz deniz ikilisiyle deniz tutkunlarina buyuk bir hediye veriyor. Ayrica, beni en cok etkileyen karsidan gorunen Kusadasi'm ve elimi uzatsam dokunabilecekmisim gibi gorunen Guzelcamlik sahili...

21 Temmuz 2011 Perşembe

Durup dururken insani ucak bileti arattiran sarkilar...

Daha yazacak cok sey var, Samos yazisi henuz bitmedi, yeni yolculugun ayrintilari paylasilmadi, en guzel anilar anlatilmadi... Yaz rehaveti beni de etkisi altina almis durumda, ustune ustluk yapilcak isler el ele tutusmus dans ederken pistten kacamiyorum... Bir muzik molasi :) Insani 'ada' hayaline bogan, soguk kis gunlerinde gunesi cikartan, en en sevdigim yolculuk kokan sarkilar...


19 Temmuz 2011 Salı

Karsi Kiyi - Samos (1)




If I ruled the world,I would live on an island where the sun would always shine, all the swimsuits would come in tangerine...

Kucuklugumden beri sayisiz gunbatimima arkaplan olmuslugundan kaynaklansa gerek, en buyuk hayallerimden biri Samos'a yani karsi kiyiya gecip oradan Kusadasi'na, bir nevi kendime, bakmak olagelmistir hep. Yesil pasaportlara uygulanan Yunanistan vizesi sacmaliginin kaldirilmasi demek, bu en eski cocukluk hayalime kavusmak demekti bir bakima. Oyle ya, ne yazlar gecirdik biz Samosla birlikte... Yanginlar cikti karsida, sondurulmesini izledim, gunes hep arkasindan batii ve biz dilek tutarken gozumuzun onunde hep Samos vardi. Samos'un bulanik mi acikca mi gorundugu hava tahminlerimizi belirledi hep yillarca. Kisacasi, Samos benim cocuklugumun "gizli bahce"siydi.

Aslinda Samos'a gecen yil da gunubirlik bir gezi gerceklestirdim, fakat gideceklere onerim benim bu sene de yaptigim gibi en az bir gece Samos'ta kalmalari. Adanin tadi kisitli zamanda guzel cikmiyor cunku...

Samos, Kusadasi'nin tam karsisinda yer alan Yunan adasi. Kusadasi limanindan kalkan feribot, 1 saat 15 dakika icerisinde Samos'un Vathi limanina ulasiyor. Sabah 9:00'da Kusadasindan gidis, ve aksam 17:00de Samos'tan donus seklinde bu feribotlar calisiyor. Sabah yolculugu sakin ve guzel gecse de, aksamustu ruzgariyla en hircin haline ulasan Ege donus yolculugunu biraz tantanali, hareketli, ve azicik da islak hale getiriyor(eger deniz tutuyorsa bir ilac almata ya da benim yaptigim gibi gozlerini sikica kapatip uzanmakta fayda var :) )

Feribot yolculugunun benim icin en ilginc yani yolun tam ortasinda, feribot gorevlisinin Turk bayragini Yunan bayragi ile degistirdigi an. Bu kadar dogal bir isleyis icinde sinir gecmeye tanik olmak her zaman mumkun degil (ucak yolculugunda zaten farkina bile varilmiyor sinirlarin, kara yolcugunda da bu surecin organikligi araya giren gumruk, pasaport kontrolu vesaire islemlerle bozuluyor).

Feribot yolculugun ardindan, Samos'un Vathi limanina ulasiyorsunuz. Bizim bu sene kaldigimiz otel, Vathi'deki Aeolis Otel'di, cok mukemmel oldugunu dusunmesek de hem merkezi konumu, hem de temizligi acisindan bir gece kalinmalik bir seyahat icin cok uygun bir secenek. Genellikle merkezi kasabalar hareketli olur, ancak 2 kerelik Samos tecrubeme dayanarak soyluyorum ki Vathi de heyecanli hic bir sey yok, ve bence Vathi Samo'un en sonuk ve guzellikten yoksun kismi(cirkin diyemiyorum, cunku ada cok guzel, ve Vathi bu kadar guzellik icinde nispeten daha sonuk.)

Araba kiralamak, adanin hakkini vermenin kesinlikle ve kesinlikle on kusulu. Dedigim gibi, merkez Vathi cok sonuk, ve adanin guzel ve unutulmaz kisimlarini Vathiye 10-20 km uzaklikta olan koyler olusturuyor. Ayrica adanin her tarafi bir birinden degisik, ve apayri ozellikteki koylar ve plajlarla dolu. Araba kiralamamak demek bir nevi butun bu guzellikleri kacirmak anlamina geliyor. Ilk seferinde kacirdigimiz bu firsati bu sefer kacirmayarak bir minik Hyundai Atos edindik kendimize. Arabanin kiralanma hikayesi de baya komik aslinda.

Kiralama ofisindeki adam: Ne zaman geri getirirsiniz?
Asli: Pazar oglenden sonra. Uygun mu?
Adam: Hmmm evet ama pazar ogleden sonralari calismiyoruz...
Asli: Eyvah! Peki, napicaz? :(
Adam: Arabayi getirin, dukkanin onune park edin. Anahtari kapinin yanindaki sepete birakabilirsiniz.
Asli: Neeee anahtari sepete mi birakayim? Ama ama ama nasil? Yani, araba calinmaz mi? Guvenli mi?
Adam: Burasi bir ada hanfendi. Burada kimse araba calamaz. Calsa bile bulunmasi en fazla 2 saat alir :)
Asli: Ohom ehem seyyy(rezil olunur) :)